İstanbul Aya İrini

İstanbul Aya İrini

İstanbul Aya İrini

Topkapı Sarayı’nın birinci avlusunda, Bâb-ı Hümâyûn’dan girildiğinde sol tarafta bulunan ve bugün müze vasfında bulunan yapıdır. “Kutsal barış” anlamına gelen Aya İrini’nin yerinde bulunan ilk kilise, Büyük Konstantin  tarafından daha önce burada bulunan Artemis, Apollon ve Afrodit tapınaklarının kalıntıları kullanılarak IV. yüzyılın başlarında yaptırılmıştır. 532 yılındaki büyük Nika İsyanı sırasında yakılan ahşap kiliseyi, I. Jüstinyen (Justinianos/Iustinianus) kâgir olarak tekrar inşa ettirmiştir. 532 yılında yapımına başlanan kilisenin inşası 548 yılında bitmiştir. Zaman içerisinde, özellikle 8. ve 9. yüzyıllardaki şiddetli depremler başta olmak üzere başkaca deprem ve yangınlara da maruz kalan bu yapı, çeşitli onarımlar geçirerek günümüze kadar gelebilmiştir.

738 yılındaki büyük depremde zarar gören kilise onarılırken, kilisenin neredeyse tüm tavanı ve apsisi fresk ve mozikler ile bezenmiştir. Buna karşın, ikonoklazm (tasvirkırıcılık) döneminde kilisede bulunan bu fresk ve mozaikler sökülmüş ve apsisin içine, bugün de görülebilen, altın yaldızlı mozaik zemin üzerine geniş kollu bir haç işlenmiştir. Apsis kemerinde ise Tevrat’tan alıntılanan “yeryüzünde yaptığı güzel icraatla cennet mekânına yükselişini sağlayanın adı Tanrı’dır.” mealine gelen bir söz bulunmaktadır.

Aya İrini’nin tam anlamı ile bir müze olarak kullanılmaya başlanması ise Sultan I. Abdülmecid döneminde gerçekleşmiştir. Sultanın damadı olan Fethi Ahmet Paşa’nın 1845 yılında Tophane-i Amire Müşiri olması ile birlikte, “Harbiye Ambarı” olarak anılan Aya İrini’deki askeri koleksiyonun yanına antik eserler de toplanarak, 1846 yılında yapının atriumunda iki koleksiyon sergisi açılmıştır. Bu sergilerden antik eserler ile ilgili olanı “Mecmua-i Asar-ı Atika” (Eski Eserler Koleksiyonu), silahlar ile ilgili olanı ise “Mecmua-i Esliha-i Atika” (Eski Silahlar Koleksiyonu) olarak adlandırılmıştır. Artık gerçek bir müze haline gelen kuruma ise önce “Müze-i Askerî”, daha sonra “Âsâr-ı Atîka-i Müze-i Hümâyun” adı verilmiştir. Takip eden yıllarda savaşlar nedeni ile sergi fonksiyonunun kaybolması ve 1869’da imparatorluğun ilk müzesi olan “Müze-i Hümayun”un da açılması ile birlikte yapıdaki arkeolojik eserler 1875 yılında Çinili Köşk’e taşınmıştır. Osman Hamdi Bey tarafından gerçekleştirilen bu taşıma işlemi ile bugünkü İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin çekirdeği oluşturulmuştur. Aya İrini ise eski silah deposu ve sergisi olarak kullanılmaya devam edilmiştir.

ÇALIŞMA SAATLERİ;

HAFTA İÇİ;

09:00–18:00

aya i̇rini ile ilgili görsel sonucu


2 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir