Kağıthane Hakkında Bilmedikleriniz

Kağıthane Hakkında Bilmedikleriniz

Kağıthane Hakkında Bilmedikleriniz

Kağıthane’nin tarihi İstanbul’un tarihi kadar eskidir. Haliç, özellikle de Kağıthane deresi ve çevresi, Bizans döneminden başlayarak İstanbul’un önemli noktalarından biri olmuştur. Bizanslılar zamanında Kağıthane Deresi’nin adı Barbisos’tu. Evliya Çelebi 17. yüzyılda Kağıthane çevresini anlatırken, burada harap durumda bir kağıthane bulunduğundan bahsetmiştir, ki yerleşimin adı buradan gelmiş olmalıdır.

İstanbul’un fethinden sonra sarayın ve İstanbul halkının gereksinimi olan sebze ve sütün bir bölümü Kağıthane’deki ağıl ve bostanlardan sağlanmıştır. II.Beyazıt döneminde Kağıthane bölgesinde saraya ait ahırlar, askeri kışlalar bulunduğu bilinmektedir. XV. yüzyıldan itibaren doğal güzellikleri ve koruları ile ünlenen Kağıthane, zamanla çok sevilen bir eğlence yeri haline gelmiş ve bu özelliğini yıllarca korumuştur. Kanuni Sultan Süleyman da Kağıthane mesiresini görünce çok beğenmiş, avlanmak ve dinlenmek için sık sık buraya gelmeye başlamıştır.18.yüzyılda Lale Devri denilen dönemde, dillere destan bir yer olmuştur; Kağıthane. 28 Çelebi Mehmet Efendi’nin Paris’ten getirdiği planlara göre, Kağıthane deresi etrafında en meşhuru “Sadabad” olan altmış kadar kasır ve köşk yapılmış, dere kenarları ağaçlarla süslenmiştir.Bahçe ve kasırlarının öyküleri zamanla halk arasında türlü dedikodulara yol açmış, özellikle de yapılan eğlenceler hoşnutsuzluklara, eleştirilere neden olmuştur. Patrona Halil isyanı ile bir enkaz haline gelen Sadabad kasırlarının ve bahçelerinin küçük bir bölümü, bazı padişahlar zamanında özellikle de III.Selim zamanında onarılmış fakat hiçbir zaman Lale devrinin ruhu yakalanamamıştır.Bugün eski Kâğıthane’den hemen hemen hiç iz yoktur. II.Dünya Savaşı sırasında Çağlayan ve İmrahor Kasırları yıktırılmış, hatta dere içindeki çağlayanı sağlayan oyma mermer kaideler ve eski nişan taşları da sökülmüştür. Bazı tarihi ahşap evler ve Sadabad      Camii  o günlerden günümüze ulaşabilen ender yapılardandır. Kağıthane’nin sanayi bölgesi halini almasının başlangıcı 1950’lerdir. Bu durum 1960’lardan sonra hız kazanmış, bölgede fabrikalar, imalathaneler kurulmuş, bu gelişmeler sonucunda Kağıthane Deresi önce kirlenmiş, sonra büyük ölçüde kurumuş ve pis bir görünüm almıştır. 1950-60 sonrasında kurulmuş sanayiye bağlı olarak Kağıthane, gecekondu mahallesi görünümlü, orta-alt ve alt sosyoekonomik grupların yoğunlaştığı, kalabalık bir yerleşme niteliği kazanmıştır.Kağıthane, İstanbul’un Şişli ilçesinin Merkez Bucağı’na bağlı köy statüsündeyken, 8 Temmuz 1987 Tarih ve 19507 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan kanunla Şişli ilçesinden ayrılarak müstakil bir ilçe olmuştur.

istanbul kağıthane tarihçesi ile ilgili görsel sonucu


2 Beğen

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir