Kız Kulesi Efsanesi

/ 19 Kasım 2018 / 32 views / yorumsuz
Kız Kulesi Efsanesi

İstanbul Boğazı’nın ve Üsküdar sahilinin ortasına yakın olarak Yunanlıların, Atina adlı bir komutanı tarafından MÖ. 5 yüzyılda kurduğu kız kulesi, bu zamana kadar farklı efsaneler ile hayatımızda yer edinmektedir.  En eski yapılar içerisinde de bulunan kız kulesi, aynı zamanda Roma imparatorluğunun son kalan eserleri arasında bulunmaktadır.  Salacak açıklarında bulunan ve Marmara denizine daha yakın olan Kız kulesi, İstanbul Boğazını da tam anlamı ile görerek Üsküdar semtinde bulunmaktadır. Yapılan net açıklamalarda kız kulesinin adı geçmiş yıllarda küçük köy olarak kullanılmaktadır. Aslında yüzyıllar öncesinde burası küçük bir köy olarak da kullanılmıştır.

Birden fazla rivayeti bulunan kız kulesi efsanelerinin arasında tarihçiler için dalga kıran olarak da kurulma ihtimali büyük olmaktadır. Kulenin toplam boy ölçüsü yaklaşık olarak 18 metre şeklindedir. Bu 18 metre yüksekliği aynı zamanda 5 kat şeklinde inşa edilmiştir.  Yüzyıllar boyunca ayakta kalabilen kız kulesi bir yangın ve depremi de görmüştür. Son hali yani şu anda bildiğimiz haline II. Mahmud döneminde yoğun bir çalışma ile gelmektedir. Girişi kısmında bulunan tuğra da aynı dönemde eklenmektedir. Hatta savunma amaçlı olarak kullanımları da resimlerde bulunmaktadır. Her nesilde farklı şekilde kullanılan kız kulesi, Cumhuriyet dönemi için Deniz Kuvvetleri Komutanlığında kurum olarak kullanılmaya devam edilmiştir. Daha sonra insanların ilgisini çekmesi ve kulesinin zaman içerisinde müzeye dönüşmesi ile restoran ve müze şeklinde tasarlanarak hakla açık olarak kullanılmaya başlanmıştır.

İstanbul gibi büyük bir şehrin tam ortasında muhteşem bir görüntü veren kız kulesi birçok masal ve efsaneye de ev sahipliği yapmıştır. Bu konu hakkında İstanbul’da yaşayan herkes tarafından bilinen en etkili hikaye Bizanslılar döneminde gelişen durum olmuştur. Bizans İmparatoru’nun kızı olması ile her yer bayram alanına dönmüştür. Bilginler arasından biri de imparatora kızının 18 yaşından önce yılanlar tarafından öldürüleceğini söylemiştir. Bunu üzerine imparator kızına yılanlardan uzman olarak kız kulesini inşa ettirmiştir. Buna benzer bir hikaye de Osmanlı döneminden günümüze kadar gelmektedir. İstanbul’u ele geçirmek için geldiği Battal gazi, yıllarca İstanbul’da yer edinmiştir. Bu durumu tehlike olarak düşünen İstanbul İmparatoru da kızını ve en çok değerli olan eşyalarını kız kulesinde saklamıştır. Gece boyunca yüzerek kız kulesine gelen Battal gazi prensesi görünce aşık olmuştur. Böylece İmparator’un kızı ve kız kulesinde bulunan tüm değerli eşyaları alarak atı ile kaçmıştır. Söz edilen ‘ Atı alan Üsküdar’ı geçti’  lafı da buradan günümüze kadar gelmiştir.

Günümüzde halka açık olarak kullanılan kız kulesinde gece muhteşem bir mehtap gündüz ise harika bir manzara ile kulede bulunan Restoran tercih edilmektedir.  Genellikle özel günler için kullanılan kız kulesi her gün açık olmaktadır.  Kule içerisinde bulunan Restoran ise sabah 09.00’da kahvaltı servisi ile başlayarak akşam yemeğine kadar tüm gün servisler bulunmaktadır. Restoran dışında İstanbul boğazını net gören kulede bar da bulunmaktadır. Müze alanları da bulunan kulenin gezme saatleri de 09.00 ile 19.00 arasında sağlanmaktadır.

Özellikle huzur veren dalga sesi ve birçok semte aynı anda görme fırsatı kız kulesinde bulunmak için en büyük etkenler olmaktadır. Gündüzü ayrı güzel, gecesi farklı görüntü ile ulaşım yaklaşık olarak 45 dakika sürmektedir. Kulenin ulaşım araçları Salacak ve Karabaştan sağlanmaktadır. Salacak seferleri gündüz 09.15 ile 18.30 arasında normal olarak 15 dakika da bir seyretmektedir. Karabaş üzerinden başlayan seferler de sabah 10.00 ile akşam 19.00 arasında çalışmaktadır. Özel günler için özel olarak ulaşım da söz konusu olmaktadır. Bunu için ulaşım araçları önceden rezervasyon almaktadır.

Benzer Konular
İstanbul Yedi Tepe
Tarihi Eyüp Sultan Camii