Post Image
201

Sur Kapıları Ve İstanbul

Günümüzde hala efsane olarak ziyaret edilen İstanbul surları ve sur kapıları, orta çağdan bu yana geliştirilerek gelmektedir. Sürekli olarak gelişen sur kapılarının en verimli zamanları ise Roma İmparatorluğu zamanlarında olmaktadır. Konstantin ve Theososius sur kapılarını önemseyerek en büyük katkıyı sağlamaktadır. Öyle ki sur kapıları etrafı duvarlar ile örülü olarak da zamanında bulunmaktadır. Yaklaşık uzunluk olarak 22 – 23 kilometre bulunan sur kapılarından her dönemde farklı bir yapı söz konusu olmaktadır. 22 kilometre olan sur kapılarının kara kısmı 8, deniz tarafı 9, haliç kısmına bakan tarafı ise 6 kilometre olmaktadır.  Savunma olarak kullanımı bulunan İstanbul sur kapılarında büyük bir önem bulunmaktadır. Çünkü sur kapılarının bulunduğu zamanda hiçbir yerde böylesine büyük bir koruma alanı bulunmamaktadır.

Yapımı sırasında bulunan özel mühendisler Malta adasından özel kumlar kullanmıştır. Aynı zamanda sağlamlığında en üst düzeyde olması için özel yapımlı tuğlalar ve sağlam kaya parçalarının yumurta akı ile haç yapılması ile inşa edilmiştir.  Her dönemden bir kalıntı alan sur kapılarından belirli taşlar üzerinde yazılar ve motifler bulunmaktadır. Yapılan arkeoloji çalışmalarından yola çıkarak elde edilen sonuçlarda ise, taşlar üzerinde bulunan yazıların farklı dönemlere ait oldukları gözlemlenmektedir. Bu nedenle arkeologlara göre sur yapımlarından farklı farklı yerlerden getirilme taşların kullanıldığı söylenmektedir.  Bu nedenle de sur kapılarını gezerken her milletin kalıntıları kişilere yansıtılmaktadır.

İstanbul surları ve sur kapıları olarak farklı çeşitlerde bulunmaktadır. Bu nedenle surlar farklı sur kapıları farklı bölgeleri oluşturmaktadır. İstanbul kara surları, Haliç surları, Marmara surları ve İstanbul sur kapıları bulunmaktadır. Günümüze kadar çok fazla sur kapılarının gelmesi ile birçok kapı henüz bilinmemektedir. Bilinen sur kapıları olarak da elde kalan kapı sayısı sadece İstanbul’da 27 adet olarak belirtilmektedir.  İstanbul Sur kapılarının kayıp olması ya da kullanılmayarak imha edilmesinin sebebi İstanbul ve çevresinin tümünün Osmanlıya ait olmasıdır. Bu nedenle kapılar sadece geceleri kapatılan gündüz açık bırakmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in de ölümünden sonra sur kapılarının kullanımı daha da azaltılarak güvenlik durumu en aza indirilmiştir. Bu yüzden sur kapıları neredeyse hiç denilecek kadar az kullanılmaktadır.

Genel bir şekilde Dünya mirası listesinde de bulunan İstanbul surları tam olarak 4 farklı yapım ile karşılaşmaktadır. Her dönemden bir kalıntı almış fakat tam olarak 4 defa yıkılarak tekrardan inşa edilmiştir. 5. Yüzyılda başlayan İstanbul surlarının ve sur kapılarının en son yapımı M.S. 408 yılından sonra son bulmuştur. Hatta son yapımlarından sonra da giderek yok edilmektedir. Bu yüzden teker teker ortaya çıkan surların analizlerde çok zor ve uzun aramalar sonucunda tam olarak belirli bilgilere ulaşılmaktadır. Bu yüzden uzun süredir surların terke dilmesi de söz konusu olmaktadır. İstanbul’un tarihi yerlerinden olmasına rağmen birçok kişi bu bilgiden habersiz olmaktadır.

Topkapı Mahallesi olarak geçen İstanbul surlarının bulunduğu semt Fatih olmaktadır. Bu nedenle navigasyon kullanımı ile en hızlı şekilde İstanbul’un her yerinden sur ve sur kapılarına ulaşım mümkün olmaktadır. Dünya mirası sit alanı olarak geçen surların kuş bakışı çekimleri de internette aktif olarak bulunmaktadır.

BENZER YAZILAR

Bir cevap yazın